Bu Bir Telekulak Yazısı Olacak! Umarım…
Bugün birileri sordu “sen neler yapıyosun?” diye. “Sek votkayı nasıl bırakabilirim?” bir de “yayında neler konuşabilirim?” diye düşünüyorum dedim. Murat’la sek-cep votkası içmeye başladık. O kadar seviyorum ki… Ama çok zararlı bir insan haline geliyorum ve başlayınca löp löp içiliyor, gerçekten hiç bir şey hatırlamıyorum… Vallahi bırakacağım!
Neyse; gelelim ikinci meseleye. Yeni programa artiz başlasak da düşüşler yaşadık. Aksel Meray bırakmak zorunda kaldı, habercisiz kaldık. Fulya izne çıktı, dış basınsız kaldık. Ama dedik ki; yok arkadaş bu programda bunların hepsi olacak. Haberleri ben hazırlamaya başladım. Haber okumak kadar beni geren hiç bir şey olmadı beni yayın hayatımda. Çok fena… Ama Burak Can’ın dediği gibi programdaki “konuşma” kısmımızı çok iyi yönde etkileyecek. Bütün gündeme hakim oluyorsun…
Gündemi konuşmaya da devam ediyoruz. Bugün Öğretmenler Günü, yarın domuz giribi şeklinde gidecek. Telekulak da konuştuğumuz konulardan biriydi ama neler konuştuğumuzu yazacak kafada değilim sanırım şu an. Ama konuştuğumuz insanlardan ulaştığımız tek bir nokta var; herkes “telefon dinlenmeli lazımdır” diyor ama “ben de dinleneyim sorun yok” diyemiyor. Çok sonu olmayan konu. Ama yayında tam olarak söylemesem de insanların rahatsız olmalarının da olmamalarının da nedeni üzerlerindeki baskı. Devlet üzerlerinde bir baskı kursun istemiyorlar ama can güvenlikleri de yerinde olsun istiyorlar…
Uzununu yazabilirim belki.
2 years ago