Ankara O Kadar Harika Ki…
İki ihtimal var; ya ben “ileride bu yazdıklarımız iktida tarafından alehimizde delil olarak kullanılacak” teorimin tribine çok girdim ya da artık bir düşüncemi, bir olayımı insanlara aktarıyor olmak o kadar umrumda değil ki…
Neyse, sanırım Ankara’yı ne kadar çok sevdiğimden bahsetmek gelecekte bana çip taktırtmaz.
9 gün izinli tatilde “memlekete” gittim. O kadar sıradan geçti ki… Normalde Ankara’da yaşamaya devam etsem ne yapacaksam onları yaptım. “Hadi!” diye hiç kasmadım. Dolayısıyla her şey o derece mükemmel geçti.
Sokaklarda dolanırken her şey o kadar tanıdık, o kadar aynı, o kadar olması gerektiği gibi ki resmen her baktığım yerde eskiye ait bir şeyler görüyorum. Mutlaka her köşede bir şeyler yaşamış oluyorum. İstanbul’daki bu kalabalık ve kaosta inanılmaz unuttuğum bir duygu olmuş, sokakta “beklemediğin hiçbir şeyin olmama” ihtimali. Burada yürürken güvende hissetmiyorum, değilim de… Bu güvenden kastım “allah kötü adamlar var her yerde” değil; tamamen insanların samimiyeti.
Gecelerı dışarı çıktığımda kalabalık bir yerde eğlenmeyi sevmemin tek nedeni o kalabalığı tanıyor olmammış… Burada o yüzden “ne yapacağım dışarıda?” diyorum. Girdiğim bir bardaki herkesle makara yapma şansım yok. Açıkçası rastgele sohbet ettiğiniz bir insanın Ankara’daki “rastgele” insan kadar nitelikli olma şansı da yok.
Bestekar’a çıkıp o gecenin 10 dakika sonrasında ne yapacağını kesinlikle kestirememek… Sanırım Ankara’nın bana hatırlattığı en güzel şey bu….
3 months ago